Uluslararası & Yurtdışı SEO Danışmanlığı

Uluslararası & Yurtdışı SEO Danışmanlığı, yaşadığınız ülke dışındaki diğer ülkelerin SEO çalışmaları ile hedeflenmesi sonucu yapılan çalışmalara verilen genel bir isimdir. Son dönemlerde özellikle Türkiye’den dışarıya iş yapma potansiyelinin yükselmesi üzerine bu konu da günden güne önem kazanıyor gibi görünüyor. Polonya’da geçirdiğim süre boyunca 10’dan fazla ülke için SEO yapma fırsatı buldum. Sizlere bu anlamdaki tecrübelerimden bazılarını ve yurtdışına SEO yaparken dikkat etmeniz gereken noktalardan bahsetmek istiyorum.

Uluslararası SEO Çalışmalarında Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar Nelerdir?

Her şeyden önce dikkat etmeniz en önemli husus, yurtdışı SEO çalışmasının sizin için mantıklı olup olmadığı. Evet yurtdışına iş yapma konusunda döviz kazanacağınız için Türkiye’ye oranla daha çok para kazanma potansiyeliniz var fakat giderleriniz de bu oranda artacak. Rekabet oranı ve ihtiyaçlarınız göz önünde bulundurulduğunda bunun sizin için gerekli olup olmadığını derinlemesine düşünmeniz gerekiyor. Biz genelde yeni bir ülkeye çalışmaya başlamadan önce detaylıca pazar araştırması gerçekleştirip elimizdeki verilere göre karar veriyorduk. Lafı daha da uzatmadan başlayalım;

1- Ülke Belirleme

Hadi yurtdışına açılalım cümlesinin arkasından gelen en mantıklı soru zaten seçeceğiniz hedef ülkeyi belirlemek oluyor. Web sitenizin türü e-ticaret olsun ya da kurumsal anlamda hizmet veriyor olun hiç fark etmez. Öncelikle hangi ülkelerde hizmetlerinizi gerçekleştirebilirsiniz bunları detaylıca araştırmalısınız. Eğer e-ticaret yapacaksanız o ülkeye mal & ürün gönderimi gibi konular sizin için oldukça önemli. Hizmet satışı yapacak iseniz o ülkeden parayı nasıl alacaksınız, hangi bankalarla ve ödeme kanalları ile çalışacaksınız gibi detaylı ve teknik konularla ilgili derinlemesine bir araştırma yapmalısınız.

1.1 Dil mi Ülke mi?

Bu başlığı özellikle yazdım. Genelde ülke belirlenirken yapılan hataların başında geliyor çünkü. Hadi ingilizce içerik üretelim, ingilizce SEO yapalım deniyor, fakat dünya genelinde ingilizce arama yapıldığını atlayıp sizin hedefinize girmeyen alanlara bile yatırım yapmış oluyorsunuz. Ben bu aşamada eğer amacım sadece trafik almak ve bunun üzerinden para kazanmaksa dil bazlı çalışma yapmayı tercih ederim.

İngilizce için konuşmak gerekirse; dünya genelinde ortalama 700 milyon civarı kişiye hitap etmek demek ki bu oldukça ciddi bir rakam. Bu rakam bize doğrudan rekabeti de getiriyor zaten. Rekabete gireceğiniz pazarın hacmini bir düşünsenize.. Amerika, Avustralya, İngiltere, İrlanda, Kanada, Yeni Zelanda, Hong Kong, Singapur, Güney Afrika İngilizce konuşan ülkelerden bazıları. Biz ürün satıyoruz, ingilizce satalım Amerikalılar alır hedeflemesinin tecrübesizliği size Güney Afrika’dan, Singapurdan trafik getirebilir. Bu da satışa dönüşmediği zaman para – vakit ve nakit kaybetmiş olursunuz. Bu yüzden doğru partnerleri seçmeniz oldukça önemli.

Mesela Portekizce dilini hedeflediğinizde ( ortalama 190 milyon insan demek oluyor ) otomatik olarak Portekiz dışında Brezilya – Ekvator – Angola gibi ülkeler işin içine girebiliyor. Tabii amacınız Portekiz ise İspanyolca ile benzerliğini de göz ardı etmemeniz gerekiyor. Bu konuya Doğru İçerik Üretimi başlığında tekrar deyineceğiz.

2- Davranış & Kültür Analizleri

Her ülkenin kendine has bir davranış şekli var. Yukarıda da bahsettiğim gibi 10’dan fazla ülkeye SEO çalışması gerçekleştirince hem UX tarafında hemde UI tarafında bazı şeylerin ne kadar değişebildiğini fark etme şansım oldu. İnsanların gördüğü renklere karşı verdiği tepkiler – tasarım özelleştirmeleri – hitap şekilleriniz ve anahtar kelime – arama davranışları oldukça farklılık gösteriyor. Hedef Dil & ülke konusunu hallettikten sonra bu ülke vatandaşlarının biraz araştırılması gerekiyor. Örneğin Türkiye’de Domuz eti tüketimi yok denecek kadar az. Ülke pazarını ve tüketim şekillerini araştırmadan bizim pazarımıza giderek bir avrupa vatandaşı burada bu ürünü satmaya kalkarsa dilediği kadar organik aramalarda çok iyi pozisyon elde etsin yine de satış grafikleri çok memnun edici düzeyde olmayacak.

3- Anahtar Kelime Analizleri

Anahtar kelime seçimi aslında işin en zor bölümlerinden bir tanesi. Ortada bilmediğiniz bir dil var, bu dili bilen biriyle de birlikte çalışmadığınızı düşünürseniz işiniz 3 kat daha zor. Çeviri uygulamaları ihtiyacınızı kesinlikle karşılamayacak. Bazı noktalarda insanların arama davranışları doğrudan anahtar kelimenin çevirisi ile değil kültürün getirdiği farklılıkla oluşuyor. Her dilin kendine özgü oluşmuş kelimeleri var. Bunları göz ardı etmemek gerekli. Özetle siz siz olun farklı bir dilde SEO yapacaksanız bu dili bilen birisinden mutlaka destek alın. En kötü ihtimalle doğru bir rakip analizi ile Semrush – Ahrefs – Google Ads gibi toolları kullanarak rakiplerinizin odaklandığı anahtar kelimelerden başlayabilirsiniz.

4- Doğru Arama Motoru Seçimi

Her şeyin başı Google. Rusya’ya mal ihraç edeceğiz. Basalım Google ads reklamlarını, yüklenelim SEO’ya demekle olmuyor malesef. Zaten bu yüzden Davranış ve kültürü incelemek gerekiyor ya. Rusya Yandex kullanıyor, Çinin kendi arama motoru var ( Baidu ) gibi teknik detaylar var ortada. Bütün bunları önceden bilip hazırlıklı olup stratejileri ona göre hazırlamak lazım. Tamam teknik anlamda Arama Motoru Optimizasyonu geneldir ama özele indiğinizde yapılması – eklenmesi gereken bazı teknik detaylar mevcut.

5- Doğru İçerik Üretimi

Bu konu günümüz Google algoritmalarını da göz önünde bulundurduğumuzda daha da önem kazanıyor. Sizin de bildiğiniz gibi artık ürettiğimiz içeriğin kalitesi kadar yazım kurallarına uyumu çok önemli. Biraz detaylandırırsak; Amerikan ingilizcesi ve ingiliz ingilizcesi birbirinden farklı. Ben İngiltere bölgesini hedefleyip Amerikan İngilizcesi ile içerik üretimi yapamam. Portekizce ve İspanyolca birbirine çok benzeyen diller fakat deminki farklılık burada da mevcut. Rusça ve Ukraynaca falan derken saya saya gider bu liste. Dikkat etmemiz gereken nokta hedeflerimize göre içerik üretimi yapmak, bu dilleri konuşan insanlara içerik üretimi yaptırmaktan geçiyor.

6- Hedef Belirleme

Buraya kadar geldiysek bir çok problemi kısmen halletmişiz demektir. Fakat hala teorik olarak ve kağıt üzerinde iş yaptığımızı unutmayın. Daha teknik konulardan bahsetmedik bile. İşin ipuçları – teknik detaylar vs gibi şeylerle birlikte size bu işin düşündüğünüz kadar kolay olmadığını da anlatmaya çalışıyorum aslında. Çok ciddi bir emek var ortada. Burada Hedef’ten kastım belirlediğiniz anahtar kelimeler ve arama hacimleri doğrultusunda ne kadar trafik alabilirsiniz? Eğer ürün satışı yapacaksanız ROİ hesabı yaptınız mı? Ben önümüzdeki 6 aylık süreç için siteme ne kadar trafik alabilirim ? Kaç kişiye ürün & hizmet satabilirim ? Hedefleri koyarken gerçekçi olmanızda fayda var.

7- Rakip Belirleme

Anahtar kelimelerinizi belirledikten, hangi ülke & dile çalışma yapacağınıza karar verdikten sonra rakip belirleme konusu oldukça kolay. Zaten hedef anahtar kelimelerinizde ilk sayfada çıkanlar doğrudan rakipleriniz. Fakat bunların dışında 2 ve 3. sayfada bulunanlar ne gibi çalışmalar yapıyor bunları da göz ardı etmemeniz gerekli. Benim tavsiyem öncelikle kendinize çok güçlü rakipleri seçmeyerek ilerlemeniz yönünde. Trafiğiniz arttıkça ve hedeflerinize yaklaştıkça rakiplerinizi de yavaş yavaş büyütebilirsiniz. Neticede pat diye ilk sayfaya çıkmayacaksınız. İnsanlara hizmeti & markanızı sevdirmek için hedeflediğiniz bölgelere göre farklı kampanyalar oluşturup rakiplerinizin önüne geçme fırsatlarını kollayın.

Yurtdışı SEO Çalışmaları İçin Teknik SEO İpuçları

Gelelim biraz teknik konulara. Pazar araştırmalarımızı yaptık, anahtar kelimelerimizi belirledik peki teknik anlamda bizi ne gibi zorluklar bekliyor ? Aslında konu o kadar geniş ve detaylı ki ufak bir e-kitap bile yazılabilir. Çünkü burada sizin hedefinize göre ( ürün & hizmet & marka bilinirliği vs ) alacağınız aksiyonlar birbirinden farklı olabiliyor.

1- Domain

Mevcut bir sitemiz var diyelim. Yeni bir ülke uzantılı domain mi alacağız ? Subdomain mi oluşturacağız ? Subfolder mi açacağız gibi detaylar bizi bekliyor. Peki farklılıkları neler?

1.1- Ülke Domainleri ( ccTLD Domainler )

atalaysidar.de – atalsysidar.fr – atalaysidar.es gibi ülke uzantıları taşıyan domainler bunlar. Bu tamamen strateji ile alakalı olsa da ilk seçeneğimiz bu yönde olabilir. Fakat burada maliyet daha da artacak çünkü domain ücreti – server parası gibi şeyler işin içerisine giriyor.

1.2- Subdomain

de.atalaysidar.com – fr.atalaysidar.com şeklinde domain isminizin başına ülke uzantılarını getirerek açabileceğiniz domain türleri. Doğrudan ülke domaini satın alamıyorsanız bu yönteme başvurabilirsiniz.

1.3- Subfolder

atalaysidar.com/ing – atalaysidar.com/de – atalaysidar.com/fr şeklinde altklasör olarak açabileceğimiz websiteleri. Bunları sevmedim, sevemeyeceğim. Hem sistem karmaşasına yol açıyor hemde domaininizin başına bir şey geldiğinde bütün performansınızı diğer alanlarda da kaybetmenize yol açıyor.

2- Server

Subdomain ya da subfolder açtığımızda harici bir server & hosting ihtiyacımız yok fakat ülke domaini satın aldığınızda harici bir server almamız gerekiyor. Aslında ben bunu bir tık avantaj olarak görüyorum çünkü sitenin daha hızlı olmasına doğrudan katkı sağlayabilir.

3- Local IP Adresi

Hedeflediğimiz bölgede mutlaka local SEO çalışmaları da yapacağız diye düşünürsek hazır server almışken Local IP adresi de alıp kendimizi daha avantajlı hale getirebiliriz

4- Hreflang Etiketleri

Site ister subdomain ister ccTLD üzerinde çalışıyor olsun hreflang etiketlerini mutlaka kullanıp sitenin farklı dil varyasyonlarını Google’a belirtmemiz gerekiyor. Örnek;

<link rel="alternate" hreflang="dil_kodu" href="sayfanın_url'si" />

<head>
  <title>Widgets, Inc</title>
  <link rel="alternate" hreflang="en-gb"
        href="http://en-gb.atalaysidar.com/page.html" />
  <link rel="alternate" hreflang="en-us"
        href="http://en-us.atalaysidar.com/page.html" />
  <link rel="alternate" hreflang="en"
        href="http://en.atalaysidar.com/page.html" />
  <link rel="alternate" hreflang="de"
        href="http://de.atalaysidar.com/page.html" />
  <link rel="alternate" hreflang="x-default"
        href="http://www.atalaysidar.com/" />
</head>


<head>
  <title>Widgets, Inc</title>
  <link rel="alternate" hreflang="en-gb"
        href="http://atalaysidar.com/page.html" />
  <link rel="alternate" hreflang="fr"
        href="http://atalaysidar.fr/page.html" />
  <link rel="alternate" hreflang="de"
        href="http://atalaysidar.de/page.html" />
</head>

Hreflang etiketlerini kullanmanın bir kaç farklı yolu var elbette ama dikkat etmemiz gereken nokta bütün dillerin birbirinin alternatif sayfalarını gösterecek şekilde optimize edilmiş olması. Ben Fransızca sitemde hangi sayfaya girersem gireyim karşılığı olan Türkçe – İngilizce sayfalarımı alternate olarak Google botlarına belirmeliyim.

5- Self URL Belirleme

Bu konuyu özellikle Rusça – Ukrayna bölgesi gibi alanları hedefleyenler için eklemek istedim. Burada önemli olan şey aslında karakter problemleri. Bildiğiniz gibi Rusça kiril alfabesini kullanıyor. Bunu arama motorlarına okutmak ise ayrı bir problem ( Özellikle Google için ). Ben Rusya’ya çalışma gerçekleştirirken deneme amaçlı olarak ilk başlangıçta kiril harfleri ile siteyi optimize etmiştim. Daha sonra url yapısını tamamen ingilizceye çevirdik ve SEO performansının arttığını gördük. O yüzden site mimarisini hazırlarken url yapılarını düzgün oluşturmanız sizin için faydalı olacaktır.

6- Backlinkler

En karmaşık noktalardan bir tanesi. Türkiye’de ciddi anlamda bir backlink satışı söz konusu. Buradaki link pazarı oldukça geniş ve hemen hemen her siteden ücreti karşılığında link satın alabiliyorsunuz. Fakat durum Avrupada tamamen farklı çalışıyor. Parasını vermeyi teklif etseniz bile kafanıza göre istediğiniz her siteden kolayca link alamazsınız. Zaten fiyatları da döviz cinsinden olacağı için 200 $ gibi rakamlar söz konusu olabiliyor link başına.

Not:Dil Karmaşalarına Dikkat Edin

Yazacak çok fazla şey var aslında. Dediğim gibi sırf bu konu üzerine örneklendirilmiş bir e-kitap bile yazılabilir. Fakat sizlere kendi tecrübelerimden yola çıkarak en çok karıştırılan ve akılda soru işareti bırakan noktaları aktarmaya çalıştım. Son olarak bu tür yapılara geçiş yaptıysanız ya da yapacaksanız sayfalar arasındaki dil problemlerinin oluşmamasına mutlaka dikkat edin. Benim internette gezinirken gördüğüm en büyük problem X dilde bir sayfaya geçtiğimde Y diline ait içerikleri görüyor olmamdı.

Aklınıza takılan sorular varsa yorum bölümüne bırakabilir ya da Yurtdışı SEO danışmanlığı almayı düşünüyorsanız iletişim formundan bana ulaşabilirsiniz.

Örnek olarak çalışma yaptığımız sitelerden bazılarının trafik görüntüleri

İngilizce

İtalyanca

İspanyolca

Almanca

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.